Mehmet Ali BAYHAN

mali…

bir seyyahın seyir defteri…
Mayıs 13th, 2008mali... demişki;

Nerelerdeydin mali?

Eevet uzun süredir bloğuma bakamıyordum. Hatta giren olduysa eğer görmüşsünüzdür ana sayfada burda gösterecek bişi ok yazısını, ama sonunda vakit ayırdım ve hatayı düzelttim.

Sebebi neydi peki?

Önceden kullandığım bir plugin vardı, Category Visibility diye istemediğim kategorileri göstermiyodu sağda solda. İşe yarar bir şeydi ama malesef 2.0 küsür sürümünden sonrasını desteklemiyordu bende upgrade yaptıktan sonra baktım uçmuş, onu disable edip sql’de de bi kaç ayardan sonra düzeldi sayfa. Şu an son sürümünede güncelledim bloğumu, rahatladım.

Aralık 26th, 2007mali... demişki;

24 , Die Another Day ve kadınlar !

Dün sözde 1mbit hatla internetten “Die Another Day” filmini indirdim. Ne kadar kötü bir şeymiş evde film indirmek, yaklaşık 1.4gb’lık bir film üç buçuk dört saat sürdü. Kendime her zamanki tutmayacağım sözlerden birini verdim. “Bir daha evden indirme bindirme yok(dizi film falan yane)” Ahh ah ben ki 56k ile internetten xp çekmiş biri olarak bu günlere gelecekmiydim bilmiyorum. Tabi alışmışım bir filmi 10dk. da indirmeye (yüksek hızda çekemiyorum, yukarlardan birileri müdahele ediyo :)  )

Asıl konu şu ki, 24′ün 6. sezonunda ortaya yüce insan Jack’in yedi yıl önce terk ettiği babası ve abisi ortaya çıkıyor. Babası daha önce görülmemişti ama abisini 4. sezon boyunca bayağı gördük olayı organize eden kulağında minton marka bluetut kulaklık olan kişi. Olaylar ilerleyince Jack’in elinden kardeşinin karısınında geçtiğini öğreniyoruz. Kardeşinin oğluda aynı Jack :S, garip bir raslantı. Çocuğun annesi esmer babası kumral ama çocuk Jack gibi sarışın, takdir-i ilahi dedim :S. Jack’in elinden geçenler listesine* biri daha eklendi. Bakalım liste kabaracakmı daha?

Evde 6. sezon ilk 12. bölüm vardı, iş yeride kapalı olduğundan ordan da ancak bu gün alabildim inşallah akşam izliycem geriye kalanıda. Bende dedim bari internetten bir film çekeyim onu izlim aklıma uzun sre aksiyon olarak “Die another day” geldi, zor bela indirebildim. Malum Bond (Pierce Brosnan) olaya iyi bir aksiyonla başlıyor sonra işler ters gidiyor ve Bond esir, sonrasında türlü işkenceler sonrası Bond bir şekilde kurtulur ordan. Bir kaç kare sonra Bond Küba sahillerinde Hell hanımla tanışır gecesine aksiyon yaşanır, Hell hanımda Bond’un listesine eklenir. Olaylar devam eder, konuk oyuncu Madonna ekrana gelir, orda dedim yazık oldu Madonna sende mi ? Ama ne hikmet bilinmez Madonna elinden kurtulur Bond abimizin. Biraz daha aksiyon sonrası Bond düşmanının yardımcısını** mukoko :) falan falan son kare Bond MI6 sekretirini mukoko yaparken görülüyor ama yuh derken bunun simülatör olduğunu bizim sekreterin Bond’da gözü olduğunu anlıyoruz.

Sonuç olarak Bond ve Jack bir birine benzer insanlar biri dünyayı diğeri amerikayı koruyor. İkisininde uzun süreli ilişkisi şartlardan dolayı pek olmuyor. İkiside kötü kadınları seviyor. İkiside bayağı teknolojik insanlar her ne kadar Jack’in aletleri Bond’un kilerin yanında isviçre çakısı ile tırnak makası gibi olsada, ikiside devletin önemli bir yerinde genelde Başkan, Başbakan gibi birilerine direk bağlı ve bunların umut beslediği birileri, ikiside işkence görmüş kişiler, ikisinde de kabarık bir kadın listesi var, daha bir çok özellik var aklıma geldikçe yazacağım…

Notlar :
Jack’in elinden geçenler;

*- Nina Mayers (kötü)
*- Teri Bauer (iyi)
*- Audrey Raines (iyi)
*- Diane Huxley (iyi)
*- Marilyn Bauer (iyi)

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Bond’un elinden geçenler;

*- Lois Maxwell as “Miss Moneypenny” - Dr. No through A View To A Kill
*- Ursula Andress as “Honey Ryder - Dr. No
*- Zena Marshall as “Miss Taro” - Dr. No
*- Eunice Gayson as “Sylvia Trench” - Dr. No & From Russia With Love
*- Daniela Bianchi as “Tatiana Romanova” - From Russia With Love
*- Lotte Lenya as “Rosa Klebb” - From Russia With Love
*- Honor Blackman as “Pussy Galore” - Goldfinger
*- Shirley Eaton as “Jill Masterson” - Goldfinger
*- Tania Mallett as “Tilly Masterson” - Goldfinger
*- Claudine Auger as “Domino Durval” - Thunderball
*- Luciana Paluzzi as “Fiona Volpe” - Thunderball
*- Mie Hama as “Kissy Suzuki” - You Only Live Twice
*- Akiko Wakabayashi as “Aki” - You Only Live Twice
*- Karin Dor as “Helga Brandt” - You Only Live Twice
*- Diana Rigg as “Tracy Vicenzo” - On Her Majesty’s Secret Service
*- Ilse Steppat as “Irma Bunt” - On Her Majesty’s Secret Service
*- Jill St. John as “Tiffany Case” - Diamonds Are Forever
*- Lana Wood as “Plenty O’Toole” - Diamonds Are Forever
*- Jane Seymour as “Solitare” - Live And Let Die
*- Gloria Hendry as “Rosie Carver” - Live And Let Die
*- Britt Ekland as “Mary Goodnight” - The Man With The Golden Gun
*- Maud Adams as “Andrea” - The Man With The Golden Gun
*- Barbara Bach as “Major Anya Amasova” - The Spy Who Loved Me
*- Lois Chiles as “Holly Goodhead” - Moonraker
*- Corrine Clery as “Corrine Dufour” - Moonraker
*- Carole Bouquet as “Melina Havelock” - For Your Eyes Only
*- Lynn-Holly Johnson as “Bibi” - For Your Eyes Only
*- Maud Adams as “Octopussy” - Octopussy
*- Tanya Roberts as “Stacey Sutton” - A View To A Kill
*- Grace Jones as “May Day” - A View To A Kill
*- Maryam D’Abo as “Kara Milovy” - The Living Daylights
*- Caroline Bliss as “Miss Moneypenny” - The Living Daylights
*- Carey Lowell as “Pam Bouvier” - Licence To Kill
*- Talisa Soto as “Lupe Lamora” - Licence To Kill
*- Izabella Scorupco as “Natalya Simonova” - Goldeneye
*- Famke Janssen as “Xenia Onatopp” - Goldeneye
*- Samantha Bond as “Miss Moneypenny” - Goldeneye through Die Another Day
*- Judi Dench as “M” - Goldeneye through Die Another Day
*- Michelle Yeoh as “Wai Lin” - Tomorrow Never Dies
*- Teri Hatcher as “Paris Carver” - Tomorrow Never Dies
*- Sophie Marceau as “Elektra King” - The World Is Not Enough
*- Denise Richards as “Christmas Jones” - The World Is Not Enough
*- Halle Berry as “Jinx” - Die Another Day
*- Rosamund Pike as “Miranda Frost” - Die Another Day

Bond kızları için kaynak : geocities

** Galiba Miranda Frost ile Kore hapishanesinde işkence yapan kadın aynı kişi.

Kasım 23rd, 2007mali... demişki;

Bella Ciao - Çav Bella

Okulda can sıkıntısı ile otururken biraz müzik indireyimde dinleyeyim dedim. Biraz Mustafa Özarslan sonrasında Grup Çığ diye diye geziyodum. Birde baktım ki bir hayır sever bella ciao‘nun bir çok dilde söylenmiş şeklini vermiş internete. Bende indirdim toplu paket yaptım tekrar attım rapide mapide,

İçindekiler :
Motives Lcr, Francesco De Gregori, Arja Saijonmaa, Goran Bregovic , Boikot, Canti Partigiani, Chumbawamba, Dog Faced Hermans, Siciliano Tarantela, Giorgio Gaber, Grup Kızılırmak, Grup Yorum Konser, Grup Yorum, Hannes Wader, Heiter Bis Wolkig, Italia, Manu Chao, Milva, Partigiani, Yves Montand, Zebda,

Linkler için mp3kapan.net’ten ssaannar™ a teşekkürler.

http://rapidshare.com/files/71679415/cav.zip
http://d01.megashares.com/?d01=15f859f
http://www.sendspace.com/file/j7sed0
http://www.megaupload.com/?d=VGO6QCA4

*not linkerl part mart değil hepsi aynı dosyadır.

Eylül 8th, 2007mali... demişki;

Bırak çayı su içemedik :(

Antepli olduğum için ara sıra sevinirdim. Çünkü antepli adam gelen misafirini ağırlamadan göndermez. Ama dün bir anteplinin evine gittik. Adamın işini yapyık değil iki yudum çay bir bardak suyu bile vermediler. Bahane de hazır : “Küresel Isınma !!!” Utandım yav utandım. Bunu yapanda Zeker* abinin ta kendisi.

*zeker için ek$i sözlük sonuçları sonuçları.

Eylül 1st, 2007mali... demişki;

Suya önlem :)

Gaziantepteki arkadaşıma sordum “X* bu su tasarrufu konusunda ne yapıyon?” Bana cevabı, “Ben küresel ısınmadan öncede tasarufflu kullanıyodum.” Ben şaşırdım nasıl oluyo diee sordum. “Ben altı ayda bir ebeveyn zoruyla yıkanan bir adamım, anam, bubam beni banyoya zorla sokarlar kitlerler, mecburi yapacak bişi yok suyla sevişiyom biraz. Bu da tasarruf oluyo, artı çamaşırları yıkatma gibi bir durum yok. Çünkü giyiyom beyaz donu, donun rengi siyaha dönünce çıkarıp yıkama yok direk çöp.” Anlatınca mantıklı geldi belki kişi olarak küresel kirlenmeye zararı var ama su tasarrufuna katkısının yanında yok sayılacak bir durum. :):)

* bunu tanıyan tanır bir ip ucu c ve a ve …. :):)

Ağustos 29th, 2007mali... demişki;

Antalyada sondan bir önceki gecem :)

bloma.jpgEvet sonunda sondan bir önceki gecemide geçirdim gitti. Antalya macerasının bana bişiler katan iki noktasından birinde geçirdim gecemi. Teknet Bilişim‘den Selçuk Abi ile içmekle geçti. Ne içtik ne kadar içtik o konuda kayıtlara 20+ gibi bişi geçmiş marka olarakda etiketlerde efes yazdığını hatırlıyorum. Olayı biraz açayımda okunacak bişiler çıksın.

Olay teknetten Selçuk Abi ile voipte şu şekilde bir muhabbettle başladı.

- Abi antalyada adam gibi alkol adına ağzıma bişi sürmedim. Sende söz verdin yalan oldun.
- Tamam lan tamam akşam gel içelim.
- Yok ben boş sözlere karnım yok.
- La tamam sonra sağda solda adımızı çıkarırsın gel

Teknete vardıktan sonra, dedim abi çıkalım. Malesef meşhur teknetin “root”u Ahmet Abi orda olmadığı için çıkamadık. Ahmet Abi’yi bir süre bekleyince geldi. Tam çıkacaktık Ahmet Abi o muhteşem soruyu sordu “Karnınız açmı?” Bende her zamanki cevabı verdim. “Sonuna kadar.” Hemen orada da bir idda oluşuverdi.

Selçuk Abi dört kişilik pizza söylemeye kalktı, benden her zamanki geyik espiri geldi. “Siz yemeyecekmisini?” Bu dedi yiyemezsin ben dedim yerim. Pizza geldi vel hasıl kelam. Ben yarısını yedim. Dedim siz yiycenizmi? Eğer dedim yerseniz idda benimdir ama yemezseniz ben bunu bitiririm yine idda benimdir. Yememek yemedi, yediler bende iddayı kazanmış oldum. :) Ara not- hayatımda iki kere idda kaybettim.

Sonrasında malum Ahmet Abi’nin sponsorluğunda ne içtiğimiz ne kadar içtiğimiz şaibeli. Ama olsun kafam güzel oldu oda bana yeter.

İçirdiği için Selçuk Abi’ye, sponsorluk için iki kere Ahmet Abi’ye teşekkürler.

Viva la fidel, viva la Ahmet, viva la Selçuk, viva la Teknet
e-fas.JPG

Ağustos 1st, 2007mali... demişki;

Kargayla Papaz

Dün akşam üstü bir abim anlattı, ben çok güldüm :)

Köyün birinde bir kilise varmış. Papazın biri köye gelmiş kiliseye bakmış, kilisenin çanında karga pisliği. Çağırmış görevliyi,
- Bu ne demiş, çan niye pis?
Karşılık görevli demişki,
- Papazım bir karga avr geliyo pisliyo gidiyo, biz temizliyoruz o yine pisliyo.
Papazda demiş,
- Çözümü var bir kadeh rakı ve bir dilim tuzlu peynir koy çanın tepesine, karga peyniri sever, gelir peyniri yer susayınca rakıyı içer sarhoş olur düşer sizde yakalarsınız.
demiş. Papazın dediğini yapmışlar, aynı şekilde kargada peyniri yemiş, rakıyı içmiş sarhoş olmuş düşmüş kilisenin avlusuna. Papaz kargaya sormuş,
- Be karga hrıstiyan değilsinki çana pisliyon, müslüman değilsin rakı içiyon, sen necisin?
Kargada karşılık olarak,
- Ak Partiliyim.
demiş.

Mayıs 24th, 2007mali... demişki;

mali@gaziantep

Uzun zaman sonra anavatanıma döndüm sonunda, cumartesi’ye kadar Gaziantepteyim bilginize :P kim okuyasa bu blogu sanki bende kendi kendime diorum :)

Mayıs 16th, 2007mali... demişki;

Low-level format da ne oluyo ki?

Yaklaşık iki haftadır kendi kişisel bilgisayarımda Ubuntu 7.04 kullanıyorum. Olabildiğincede memnumum, hatta hayran kaldım. Ve de bundan sonra kararım kesin, windowz denen mereti sadece photoshop için kullancağım. Bu kısma kadar her şey güzel ama gel gör ki, benim hdd problemli. Meşhur samsung hdd lerin açılıştaki tıkırdama sesini benimkisi sadece açılışta vermekle kalmıyor kafasına estiği yerde tıkırdıyor, ben o anda ne kaydetsem kardır diyerek her bir şeyimi kaydetmeye çalışıyorum. Ama çoğu zaman uğraştıklarım gidiyor. Bende dedim sıfır fabrika çıkışı gibi yapayım hddmi, ve google’la kısa bir haşır neşirlikten sonra aradığımı buldum. Samsungun low-level format atcak bir programı var. Ama malesef .exe

Wine ile becerebilirsem çalıştıracağım….

Evet ilk başta disket sürücümü görmesede sonra birazcık uğraştıktan sonra wine ile exe yi çalıştırıp diskete başlangıç dosyalarını yazdırdım. Arayüzünü çok kolay yapmışlar bir iki tıklama ile hdd me low-level fomat attım. Şu an eskisine göre çok daha iyi çalışıyor. Artık tıkırdama kitlenme sorunumda kalmadı. İşin kötü yanı hddm irili ufaklı milyon tane dosya ile doluydu. Bunları taşımak çok uğraştırdı beni. Bu da bana ders oldu hddm de ne zaman 4.2 gb veriyi yan yana görsem dvd ye çekicem :)

** yazının devamını becerebilirsem detaylı bir şekilde yazacağım.

Mayıs 12th, 2007mali... demişki;

Bileğim kırıldı :’(

Baya geyik olcak ama içimdeki yazma isteğinden dolayı yazıyorum, her blogun mutlaka bir yerlerinde sıkışmış bi kaza haberi vardır. Bende yazamda bende eksik kalmayayım. Evet bileğimi kırdım. Öle abartılcak bir durum değil ama benim için bayağı kötü çünkü ben klavyesi ve faresinden ibaret biriyim, durum böyle olunca bana ölümden beter bir durum.

Cafe‘nin önünde bir it* dalaşı yaşadıktan sonra bileğimin üstüne düşüp bileğimi kırdım, 3 gün gezdikten sonra alçıya alındı bileğim. İlk iki gün Can‘la gezdik hastane hastane, son gün Gökhan Abi sağolsun devlet hastanesinde alçıya alındı bileğim. Bu yazıyıda 5+1 parmakla yazıyorum.

* - itle oynaşırken kafenin önünde geri geri gideyim dedim ve malum sonuç gerçekleşti